Günümüzde sezaryenle doğum yapmış olan anne adayı sayısı, tarihte hiç bir zaman görülmemiş kadar yüksektir. Sezaryenle doğumların yüzde 51′i özelde, yüzde 41′i sağlık Bakanlığı, yüzde 8′i de üniversite hastanelerinde yapıldı.

Sağlık Bakanlığının verilerine göre, geçen yılın 9 aylık döneminde Sağlık Bakanlığı hastanelerinde 531 bin 841 (yüzde 53), özelde 415 bin 224 (yüzde 42), üniversite hastanelerinde ise 52 bin 842 (yüzde 5) doğum gerçekleşti.

Doğumların 461 bin 772′si normal (yüzde 46), 522 bin sezaryen (yüzde 52), 15 bin 811′i (yüzde 2) müdahaleli (suni sancı, dikişli, kaşık, vakum) oldu.

Primer (ilk doğumda) sezaryen sayısı 247 bin 418 (yüzde 25), ilk doğum sonrası sezaryen sayısı da 274 bin 706 (yüzde 27) düzeyinde gerçekleşti.

Normal doğumların yüzde 71′i Sağlık Bakanlığı, yüzde 26′sı özel, yüzde 3′ü üniversite, sezaryenle doğumların ise yüzde 41′i Sağlık Bakanlığı, yüzde 51′i özel, yüzde 8′si üniversite hastanelerinde yapıldı.

Primer (ilk doğumda) sezaryen oranlarında da yine özel hastaneler ilk sırayı aldı.

Bakanlık verilerine göre, primer sezaryenlerin yüzde 61′i özelde, yüzde 33′ü Sağlık Bakanlığı, yüzde 6′sı ise üniversite hastanelerinde oldu.

Normalde bakanlık, sezaryende özel

Sağlık Bakanlığı hastanelerinde doğumların yüzde 61 normal, yüzde 36′sı sezaryen, yüzde 2′si müdahaleli yapıldı. İlk doğumda sezaryen oranı ise yüzde 15 düzeyinde oldu.

Özeldeki doğumların ise yüzde 30′u normal, yüzde 68′i sezaryen, yüzde 3′ü de müdahaleli oldu, İlk doğumda sezaryen oranı ise yüzde 29 düzeyinde gerçekleşti.

Üniversite hastanelerinde de doğumların yüzde 29′u normal, yüzde 70′i sezaryen, yüzde 1′i müdahaleli yapıldı. Bu hastanelerdeki primer sezaryen oranı ise yüzde 36.

Bunun aslında sebebi çok açıktır. T.C. Devleti sağlık Politikaları

1-Hekimi örnek gösterilen diğer ülkelerde olduğu gibi hukuksal olarak koruyan bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.

2-Medya maalesef bu konuda hiçbir inceleme başlamadan yargısız infaz etmektedir

3-Yeni yüzyılda bireylerin ağrı algısı karşısında tutumları değişmiştir.

4-Hastanelerde devlet dahil olmak üzere yardımcı sağlık personeli sayı ve bilgi açısından yetersizdir. Doğum bir ekip işidir.

Sebepler sıralamakla bitmez. Peki bundan sonra hep sezaryen mi olacak gebeler?

Ancak her gebelik farklıdır ve bu yüzden karar verirken teorik bilgilerle, anne adayının ve bebeğinin durumu beraberce ele alınmalıdır.

Sezaryen sonrası neden yine sezaryen?

Sezaryen ne kadar usulune uygun olarak gerçekleşirse gerçekleşsin her seferinde rahimde bir “yara izi” bırakır.

Bu nedenle özellikle daha önceki kesi hakkında bilgi sahibi olmayanlarda veya klasik kesisi olanlarda sezaryen sonrası yine sezaryen uygulanması doğru bir yaklaşımdır.

Geçirilmiş olduğu sezaryen sayısı arttıkça artan riskler nelerdir?

  • Sezaryen sayısı arttıkça rahime yapılan kesi sayısı artarve oluşan nedbe dokusu yeni bir gebelikte gerilerek açılmaya ve yırtılmaya daha da duyarlı hale gelir.
  • Sayı arttıkça ameliyata bağlı, ameliyatın doğal sonucu olarak karın içinde ortaya çıkan yapışıklıklar artar.Bu yapışıklıklar yeni bir ameliyatta rahime ulaşılmasını zorlaştırabilir ve/veya rahime ulaşılmaya çalışılırken mesane gibi komşu organların zedelenmesine neden olabilir.
  • Sayı arttıkça doğası gereği rahim kesisi yakınlarında yerleşim göstermeyi “seven” plasentanın doğum kanalına yakın ve hatta bu kanalı kapatacak şekilde yerleşme olasılığı artar.Plasenta Previa verilen bu durum, plasenta dokusu rahimin kas liflerinin içinde yerleştiği durumda daha da karmaşık bir hal alır ve cerrahi işlemin seyrini zorlaştırabilir ve oldukça komplike hale sokabilir.

Bir kadın maksimum kaç kez sezaryen olabilir?

Yukarıda bahsedilen riskler daha önceden bir kez sezaryenle doğum yapmış bir kadının yeni bir gebelik ve doğum eyleminde nispeten az ortaya çıkarlar. Ancak özellikle ikinci sezaryen sonrasında üçüncü bir sezaryen uygulanan kadınlarda yukarıda bahsedilen risklerin sayısı sezaryen sayısı arttıkça artış gösterir. Ortadoğu ülkeleri gibi çocuk sayısının özellikle “önemli” olduğu ülkelerde kadınlara 8 adet sezaryene kadar uygulandığı literatürde görülmektedir. Yine de bir kadın için olan mantıklı olanı ideal olarak iki, maksimum üç sezaryenle ailesini tamamlamasıdır.

Hangi ülkelerde SSVD uygulanıyor?

Amerikada %19.9, Norveçte %5.7, İsveçte %53 anne adayına SSVD önerilmekte ve uygulanmaktadır.

SSVD uygulanması için gerekli koşullar nelerdir?

1-Anne adayı SSVD konusunda istekli olmalı ve zorlanmamalıdır.

2-Anne adayının pelvis (“çatı”) yapısı normal doğum yapmaya uygun olmalıdır.

3-Anne adayında rahim şekil bozukluğu, ya da önceki doğumlarında rahimin yırtılması gibi bir durum söz konusu olmamalıdır.

4-Anne adayı daha önceden yatay kesili bir ya da en fazla iki sezaryen geçirmiş olmalıdır.

Bu açıdan her çiftin sezaryen sonrası hastaneden taburcu olurken kendisine verilen ameliyat notunu muhafaza etmesi çok önemlidir. Zira önceki sezaryende yatay kesi kararı verilerek başlanmış bir sezaryen çeşitli nedenlerle dikey kesiye dönüştürülmüş olabilir ve bu da ameliyat raporunda belirtilir. Böyle bir durumda SSVD’dan vazgeçmek gerekebilir.

5-SSVD uygulanacak merkezin koşulları çok önemlidir. SSVD uygulandığında tüm eylem boyunca bebeğin kalp atışları ve rahim kasılmaları yakından izlenmeli, acil bir sezaryen için ekip ve ameliyathane hazır bulunmalı, merkezde anne ve bebek yoğun bakım ünitesi bulunmalıdır. Çoğu durumda SSVD uygulanacak anne adayının kan grubuna uygun en az iki ünite taze kan hazır bulundurulur.

Hangi durumlarda SSVD uygulanması sakıncalıdır?

1-Daha önce dikey klasik insizyonla sezaryen öyküsü

2-Rahimin doğum eyleminde yırtılması (rüptür) öyküsü

3-Daha önce çeşitli nedenlerle rahime yapılmış cerrahi işlemlerde rahime derin kesiler yapılmış olması

5-Mevcut gebelikte normal doğumu zorlaştıracak etkenlerin varlığı (iri bebek gibi)

6-Daha önceki sezaryen nedeninin devam etmesi (dar pelvis gibi)

7-İkiz gebelik, makat gelişi, miad geçmesi gibi nedenler tam bir engel teşkil etmemekle birlikte SSVD uygulanırken çok daha dikkatli olunması gereken durumlardır.

SSVD de başarı (vajinal doğumun gerçekleşmesi) olasılığı nedir?

SSVD için ideal şartlar taşıyan bir anne adayının sağlıklı bir şekilde vajinal doğum yapma olasılığı %75 civarındadır.

Geriye kalan %25 anne adayında çeşitli nedenlerle SSVD yarıda kesilir ve sezaryenle doğuma geçilir. SSVD’nin yarıda kesilmesinin en önemli nedenleri arasında doğum eyleminin yeterince hızlı ilerlememesi yeralır. Bunun dışında eski dikiş yerinin açılma ve yırtılma şüphesi varlığında da doğum sezaryenle gerçekleştirilir.

Daha önceden yatay kesi ile sezaryen olmuş bir anne adayında uygun koşullar varlığında eski kesi yerinin açılma binde 2 ve/veya yırtılma olasılığı yaklaşık %1’dir.

Özet

Sezaryenlw doğum yapmış olmak, takip eden doğumların mutlaka sezaryenle gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez. SSVD önceki sezaryeni fetal distres veya makat gelişi gibi o gebeliğe özgü bir nedenden uygulanmış anne adaylarının vajinal yoldan doğum deneyimini yaşamaları için iyi bir seçenek teşkil eder. Ancak anne adayının gebeliği SSVD için uygun koşulları taşısa bile, SSVD uygulanacak merkezin koşulları uygun değilse, ekip SSVD konusunda tecrübeli değilse, anne adayı SSVD konusunda istekli değilse ideal olanı sezaryen sonrası doğumun tekrar sezaryenle gerçekleşmesidir.

nocanvas_sezaryen-sonrasi-vajinal-dogum-ssvd-gjuqk